Bu senaryolar arasında Danimarka'dan toprağı satın almak, Grönland ile serbest ilişki anlaşması yapmak ve askeri seçenek de yer alıyor. Aynı gün, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, basına kapalı bir kongre brifinginde ABD’nin temel hedefinin yine de adayı Danimarka'dan satın almak olduğunu belirtti.

ABD yönetiminin Grönland’ın askeri güç kullanılarak kontrol altına alınabileceğiyönündeki açıklamalarına karşı, Avrupa ülkelerinden de sert tepki geldi. Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya, İngiltere ve Danimarka liderleri, yayımladıkları ortak bildiride, Grönland’ın statüsüne ilişkin net tutumlarını ortaya koydu. Açıklamada, Grönland’ın Grönland halkına ait olduğu vurgulandı.

Çin Sosyal Bilimler Akademisi Amerikan Araştırmaları Enstitüsü’nden araştırmacı Liu Weidong, ABD yönetiminin Grönland konusundaki ısrarının, bölgeyi ne pahasına olursa olsun kontrol etmeye yönelik kararlı bir tutumu yansıttığına işaret etti. Liu, Washington’un asıl amacının, askeri güç tehdidini bir caydırıcı olarak kullanıp Avrupa ülkelerine baskı uygulayarak hızlı bir uzlaşmaya zorlamak ve adadan daha çok siyasi çıkar elde etmek olduğunu ifade etti.

Türkiye-İran sınırındaki gümrük kapılarında günübirlik yolcu geçişleri durduruldu
Türkiye-İran sınırındaki gümrük kapılarında günübirlik yolcu geçişleri durduruldu
İçeriği Görüntüle

Avrupa ülkelerinin sert tepkisini değerlendiren Çinli uzman, bu tavrın Danimarka’ya manevi destek vermenin yanı sıra, Avrupa’nın ortak duruşunu temsil ederek ABD’yi fikrinden vazgeçirmeye çalışmak anlamına geldiğini söyledi. Ancak Liu, Avrupa’nın bu sert tutumunun Washington üzerinde belirleyici bir baskı oluşturmayacağını da ekledi. Liu, ABD’nin dış politika kararlarını her zaman kendi çıkarları ve stratejik hedefleri doğrultusunda aldığına dikkat çekerek, bu tür hamlelerin transatlantik ittifakına belirgin bir darbe vuracağının altını çizdi.

ABD’nin müttefiklerini hedef alan yaklaşımının Avrupa’da ciddi endişe ve güvensizliğe yol açacağını belirten Çinli uzman, bu durumun Avrupa’yı, ABD’nin artık güvenilir bir ortak olmadığı ve ABD’ye bağımlılığın sürdürülemez olduğu gerçeğini kabullenmeye zorlayacağını öne sürdü.

Liu, sonuç olarak Avrupa ülkelerinin ABD ile transatlantik ittifakını ve NATOun otoritesini yeniden değerlendireceğini, bunun da giderek belirginleşen bir merkezkaç (ayrışma) eğilimini beraberinde getireceğini ifade etti. Uzman, bu süreçte Avrupa’nın kendi savunma kapasitesini geliştirme çabalarının da hızla gündemin başına yerleşeceğini sözlerine ekledi.

"