Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilim, Washington'un "Ekonomik D-Günü" olarak adlandırdığı yeni ve kapsamlı yaptırım dalgasıyla en üst seviyeye tırmandı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in, İran ile ekonomik ilişki kuran ülkeleri hedef alacak tarihin en büyük finansal taarruzunu başlatacaklarını açıklaması, Tahran cephesinde sert ve askeri bir karşılık buldu. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, ekonomik savaşın devam etmesi halinde Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan tek bir damla petrolün dahi ihracına izin verilmeyeceğini vurgulayarak, yaptırımlara destek veren ülkelerin eylemlerini savaş nedeni sayacaklarını ilan etti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise askeri ablukaların ardından gelen bu yeni yaptırım paketlerini, Washington yönetiminin diplomatik ve stratejik çaresizliğinin bir göstergesi olarak nitelendirdi.
Hürmüz Boğazı'nda ticari trafik felç oldu
Karşılıklı askeri ve ekonomik tehditler, küresel enerji tedarik zincirinin şahdamarı olan Hürmüz Boğazı'ndaki ticari deniz trafiğini fiilen kilitledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığına (CENTCOM) bağlı deniz unsurları ablukayı güçlendirmek amacıyla onlarca ticari geminin rotasını değiştirip denetimlerini artırırken, İran tarafı da kendi deniz sahasında misilleme adımlarını devreye soktu. İran Basra Körfezi Boğazları Kurumu, transit geçiş protokollerini ihlal eden gemilere kısıtlamalar getirileceğini duyurdu. Eş zamanlı olarak İran parlamentosu, boğazdan geçen gemilerden güvenlik ve hizmet bedeli alınmasını öngören yasal bir tasarıyı onayladı. Artan askeri hareketlilik ve idari belirsizlik nedeniyle kargo gemileri bölgeden uzaklaşırken, hafta sonu boyunca boğazdan geçen ticari gemi sayısının yirminin altına düşmesi enerji piyasalarındaki tedirginliği artırdı.
Diplomatik belirsizlik ve çift yönlü ekonomik hasar
Washington ve Tahran arasındaki doğrudan temasların aylardır askıya alınmış olması, bölgesel aktörlerin ara buluculuk çabalarını hızlandırdı. Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir'in Tahran'a düzenlediği ziyaret, krizi bölgesel bir çatışmaya dönüşmeden diplomatik yollarla yatıştırma girişimi olarak öne çıkıyor. Öte yandan uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD'nin maksimum baskı politikasının her iki taraf için de yıkıcı sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Çinli Orta Doğu uzmanı Li Zixin gibi analistler, ağır yaptırımların İran'ı siyasi bir teslime zorlamaktan ziyade ülkedeki sertlik yanlılarını güçlendireceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar ayrıca, yaptırımların küresel enerji piyasalarında yaratacağı dalgalanma ve akaryakıt fiyatlarındaki dramatik artışlar nedeniyle Amerikan ekonomisinin ve hanehalkının da bu süreçten doğrudan hasar göreceğini, krizin kazananı olmayan bir sarmala dönüştüğünü vurguluyor.