Küresel enerji piyasalarındaki daralma, Washington yönetimini yaptırım politikalarında stratejik bir esnekliğe yöneltti. ABD Hazine Bakanlığı, Başkan Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında küresel piyasalara dizel sevkiyatı yapılması amacıyla varılan anlaşmanın hemen ardından, Rus enerji devi Lukoil'e yönelik yaptırım muafiyetini 24 Nisan 2027 tarihine kadar uzatma kararı aldı. Süresi dolmak üzere olan mevcut lisansın yerini alan bu yeni düzenleme, Lukoil markasıyla ABD ve Bulgaristan dahil olmak üzere Rusya dışında faaliyet gösteren tüm akaryakıt istasyonlarının operasyonlarına kesintisiz devam etmesine yasal zemin sağladı.
Finansal kısıtlamalar sürerken Avrupa'dan çatlak sesler
Yaptırım muafiyeti Lukoil'in uluslararası çaptaki fiziki operasyonlarını güvence altına alsa da, ABD yönetimi Rusya Federasyonu'ndaki kişi veya kurumlara yönelik doğrudan fon transferi yasağını sürdürüyor. Washington'ın muafiyet kararına doğrudan zemin hazırlayan Trump-Putin anlaşması, Moskova'nın ilk etapta 300 bin ton olmak üzere, takip eden aylarda küresel piyasalara toplamda yaklaşık iki milyon tona yakın dizel yakıtı sürmesini öngörüyor. Ancak Ukrayna'daki savaş tüm şiddetiyle devam ederken Washington'ın Moskova ile yeni bir enerji köprüsü kurması, Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının sert eleştirilerine hedef oldu. Avrupalı diplomatlar, Rusya ile yapılan bu ticari mutabakatın Batı ittifakının uyguladığı izolasyon politikasını deldiğini ve transatlantik birliğini tehlikeye attığını savunuyor.
Orta Doğu'daki kriz enerji denklemini değiştirdi
ABD'nin Rusya politikasındaki bu pragmatik geri adımın temelinde, Orta Doğu'da sekizinci ayına giren bölgesel savaşın küresel enerji maliyetleri üzerindeki yıkıcı baskısı yatıyor. Şubat ayının sonlarında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik düzenlediği taarruzlarla tırmanan kriz, Tahran yönetiminin küresel petrol sevkiyatının en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı ablukaya alma stratejisiyle birleşince enerji tedarik zincirinde büyük bir kırılma yarattı. Uluslararası piyasalarda tırmanan petrol fiyatları ve artan arz endişesi, ABD yönetimini kendi iç pazarını ve küresel ticareti rahatlatmak adına Rusya ile esnetilmiş ticari yollar inşa etmeye mecbur bıraktı.




