Kongo'da Ebola salgını yayılmaya devam ederken ölü sayısı 3.000'i geçti
Kongo'da Ebola salgını yayılmaya devam ederken ölü sayısı 3.000'i geçti
İçeriği Görüntüle

Küresel enerji ve gıda tedarik zincirlerini sarsan ABD-İran çatışması altıncı ayına girerken, uluslararası toplumdan acil diplomatik çözüm çağrıları yükseliyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çatışmaların dünya genelinde yarattığı yıkıcı insani ve makroekonomik sonuçlara dikkat çekerek, Washington ve Tahran yönetimlerini anlamlı müzakerelere dönmeye davet etti. BM Sözcülüğü aracılığıyla yapılan açıklamada; daralan gıda arzı, kısıtlanan gübre tedariki ve hızla artan küresel enerji fiyatlarının tüm ülkeleri olumsuz etkilediği vurgulanarak, askeri seçeneklerin yerine diplomasinin tek çözüm yolu olduğu yinelendi. Bu kapsamda BM Özel Elçisi Jean Arnault'nun da taraflar ve arabulucularla temaslarını sürdürdüğü bildirildi.

Küresel ticaretin şahdamarı: Hürmüz Boğazı krizi

Şubat ayının sonunda ABD ve İsrail'in askeri operasyonlarıyla başlayan ve Tahran'ın Ortadoğu'daki ABD-İsrail hedeflerine yönelik misillemesiyle bölgesel bir savaşa dönüşen kriz, küresel enerji ticaretinin kilit geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kilitledi. ABD askeri yetkilileri boğazın mayınlardan temizlendiğini ve deniz trafiğine tamamen açık olduğunu iddia etse de, İran Devrim Muhafızları Ordusu Tahran'ın izni olmadan hiçbir geminin geçişine izin verilmeyeceğini duyurdu. Bölgedeki güvenlik tehditleri ve karşılıklı restleşmeler nedeniyle ticari gemiler rotalarını değiştirirken, boğazdan geçen gemi sayısında tarihi düşüşler yaşanıyor. Mevcut tıkanıklığın aşılması için İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi; ABD ablukasının kaldırılması, yaptırımların sona ermesi ve tazminat ödenmesi gibi ön şartlar üzerinde çalışıyor.

Washington'dan "Ekonomik D-Günü" ve Tahran'ın yanıtı

Diplomatik temasların haziran ayındaki başarısız ateşkes denemesinin ardından sekteye uğramasıyla birlikte ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran'ı finansal olarak tamamen izole etmek amacıyla "Ekonomik D-Günü" olarak adlandırdığı ağır yaptırım paketlerini devreye soktu. Washington'un müttefiklerini ve diğer ülkeleri İran ile ticari ilişkilerini kesmeleri yönünde uyarmasına Tahran'ın tepkisi sert oldu. Söz konusu yaptırımları "devlet terörü" olarak nitelendiren İran yönetimi, diğer ülkelerin bu kararlara uymama konusunda hukuki yükümlülükleri bulunduğunu belirtti. Krizin ekonomik boyutu hakkında bilgi veren İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD yaptırımları ve limanlara uygulanan deniz ablukası nedeniyle ülkenin dış ticaretinin yüzde 35 oranında daraldığını ve yıllık enflasyonun yüzde 66'ya fırladığını açıkladı.

Bölgesel arabuluculuk ve mekik diplomasisi

Sahadaki askeri ve ekonomik gerilime rağmen, krizin daha da derinleşmesini önlemek amacıyla Katar, Pakistan, Mısır, Suudi Arabistan ve Kuveyt'in dahil olduğu bir bölgesel arabuluculuk ağı çalışmalarına hız verdi. Özellikle yaz aylarında sağlanan kısa süreli mutabakatın mimarlarından olan Katar, diplomatik girişimlerini yeniden yoğunlaştırdı. Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman Al Sani'nin, Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesi statüsüne döndürülmesi hedefiyle Tahran'da gerçekleştirdiği üst düzey temaslar, İranlı mevkidaşları tarafından "yaratıcı ve yapıcı" bir adım olarak değerlendirildi.