Güneydoğu Asya'da derinleşen mülteci krizinde bölgesel dengeleri zorlayan yeni bir gelişme yaşandı. Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının tüm uyarılarına rağmen Malezya, göçmenlik yasalarını ihlal ettikleri gerekçesiyle gözaltı merkezlerinde tuttuğu 1.476 Myanmar vatandaşını donanma gemileriyle Myanmar karasularına ulaştırdı. Toplamda 5 bin kişiyi kapsayan geniş çaplı geri gönderme planının ilk etabı olan bu nakil işlemi, 2021 yılındaki askeri darbeden bu yana şiddetli bir iç savaşın hüküm sürdüğü ülkeye kitlesel iadelerin güvenlik risklerini ve uluslararası hukuk ihlallerini yeniden gündeme taşıdı.
Uluslararası toplumdan sert tepkiler ve hayati risk uyarısı
Söz konusu kitlesel iadeler, uluslararası kamuoyunda ve BM nezdinde derin bir endişeyle takip ediliyor. BM Myanmar İnsan Hakları Özel Raportörü Kelley E. Currie başta olmak üzere uluslararası temsilciler, Myanmar'daki mevcut çatışma ortamının sığınmacıların güvenli ve sürdürülebilir geri dönüşüne kesinlikle izin vermediğini vurguluyor. Malezya makamlarının sürecin tamamen "gönüllülük esasına" dayandığı yönündeki açıklamalarına karşın BM yetkilileri, kapalı gözaltı merkezlerinden doğrudan asker denetimindeki gemilere sevk edilen kişilerin özgür iradeleriyle karar verip vermediğinin bağımsız organlarca denetlenemediğine ve geri gönderilenlerin ciddi zulüm, işkence veya hayati tehditlerle karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.
Bölgesel siyaset ve tırmanan mülteci karşıtlığı
Kuala Lumpur yönetiminin tırmandırdığı sınır dışı hamlesi, Malezya iç siyasetinde mültecilere —özellikle de 2017'deki askeri operasyonlardan kaçan ve Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırım davasına konu olan Arakanlı Müslümanlara— karşı artan toplumsal baskı ve sertleşen göç politikalarıyla doğrudan bağlantılı görülüyor. İki ülke arasındaki mülteci trafiği ve yerinden edilmiş kişilerin durumu gündemdeki tazeliğini korurken, Myanmar'daki askeri cuntanın lideri Min Aung Hlaing'in bu ay içinde Malezya'ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor. Yangon limanına ulaştırılan sığınmacıların memleketlerine nakledileceği iddia edilse de, tırmanan çatışmaların ve siyasi belirsizliğin gölgesinde yürütülen bu kitlesel tahliyeler Güneydoğu Asya genelindeki insani krizi daha da derinleştiriyor.




