Endonezya’daki orman yangınları bölge genelinde sağlık endişelerini ve tepkileri artırırken, Pasifik Okyanusu’ndaki son derece güçlü ısınma döngüsü kuraklık ve selleri de şiddetlendiriyor.
Güneydoğu Asya, son on yılın en ağır hava kirliliği ve duman krizlerinden biriyle mücadele ediyor.
Mevcut en güncel resmi verilere göre, Borneo ve Sumatra adalarında yoğunlaşan ve 200 bin hektardan fazla alanı yok eden yangınların yol açtığı tehlikeli hava kirliliğinden Endonezya, Singapur, Malezya ve Filipinler’de milyonlarca kişi etkileniyor.
Bu yılki yangınlar, hem kurak koşulları hem de şiddetli yağışları artıran döngüsel bir hava olayı olan güçlü El Niño nedeniyle daha da ağırlaştı.
Hava kalitesi izleme platformu IQAir’e göre Malezya’nın Borneo adasındaki Kuching kenti cuma günü dünyanın hava kirliliği en yüksek büyük şehri oldu. Kuching’i Endonezya’nın başkenti Cakarta ve Singapur izledi.
Endonezya Sağlık Bakanlığı, temmuz ve ağustos ayları arasında yedi eyalette 50 binden fazla solunum yolu enfeksiyonu vakası bildirildiğini, vakaların yaklaşık dörtte birinin beş yaşın altındaki çocuklarda görüldüğünü açıkladı. Kötüleşen hava kalitesi nedeniyle Endonezya’da yaklaşık 1,4 milyon öğrenci uzaktan eğitime geçirildi. Bazı bölgelerde kamu çalışanları da evden çalışmaya başladı.
Filipinler de cuma günü başkent bölgesi ve bazı diğer eyaletlerde yüz yüze eğitime ara verdi. Malezya ise 31 Ağustos’taki bağımsızlık günü kapsamında düzenlenmesi planlanan tüm açık hava etkinliklerini iptal etti. Hava kirliliğine tepki olarak bu hafta Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’daki Endonezya Büyükelçiliği önünde protesto gösterileri düzenlenmesi de planlandı.
Endonezya Orman Bakanlığı Kolluk Kuvvetleri Genel Müdürü Dwi Januanto Nugroho bu hafta yaptığı açıklamada, “Orman ve arazi yangınlarının ekolojik açıdan ciddi etkileri var... sağlık, eğitim... ve ekonomi üzerinde de etkileri bulunuyor” dedi.
Nugroho, yangınların “sınır aşan duman kirliliğiyle bağlantılı” olduğunu belirterek, “Bu nedenle komşu ülkelerle diplomatik girişimlerimizi sürdürüyoruz” diye ekledi.
Güneydoğu Asya’da çiftçiler ve arazi sahiplerinin ekim için alan açmak amacıyla tarlaları yakması nedeniyle yangınlar her yıl tekrarlanan mevsimsel bir tehlike oluşturuyor. 2015 yılında Borneo ve Sumatra’daki orman yangınları, alışılmadık derecede güçlü bir El Niño hava olayının da etkisiyle 2,6 milyon hektarlık alanı yok etmiş ve bölgesel çapta bir hava kirliliği krizine yol açmıştı.
Birleşmiş Milletler’in hava ve iklim ajansı, bu yılki El Niño döngüsünün kasım veya aralık ayında zirveye ulaşacağını ve Şubat 2027’ye kadar devam edeceğini öngörüyor. 2024’teki son El Niño döngüsü, kayıtlardaki en sıcak yılın yaşanmasına katkıda bulunmuştu.
Avrupa Birliği’nin (AB) Dünya gözlem programı Copernicus’ta kıdemli bilim insanı olan Mark Parrington, yangınların “Güneydoğu Asya genelinde hava kalitesini şimdiden önemli ölçüde etkilediğini” belirtti.
Parrington Financial Times'a yaptığı değerlendirmede, “Bu yangınlar, orman yangınlarının yerel bir sorun olmadığını gösteriyor; etkileri kaynağından yüzlerce kilometre uzağa kadar ulaşabiliyor” ifadelerini kullandı.
Borneo ve Sumatra’daki orman yangınları, arazi açmak amacıyla yakma yönteminin yasaklanmış olmasına rağmen palm yağı plantasyonlarıyla da ilişkilendiriliyor. Endonezya, yemeklik yağdan biyoyakıta ve çeşitli tüketici ürünlerine kadar birçok alanda kullanılan palm yağının dünyanın en büyük üreticisi konumunda.
Endonezya Orman Bakanlığı, Kalimantan’da çıkan yangınlarla bağlantılı olarak altı şirkete yaptırım uygulandığını ve şirketlere yanan alanları eski haline getirmeleri talimatı verildiğini açıkladı. Polis, 112 kişiyi şüpheli olarak belirlerken bunlardan en az 40’ı gözaltına alındı.
Yangınlar, dünyanın en geniş turbalık alanlarından bazılarına sahip Endonezya’daki turbalık sulak alanları da etkiledi. Doğa koruma kuruluşu Wetlands International’a göre turbalıklar karbon açısından son derece zengin ve yıllarca süren drenaj ve arazi dönüşümü sonucunda kuruduklarında son derece kolay tutuşabilir hale geliyor.
Nemi artırmak amacıyla bulut tohumlama gibi hava modifikasyonu yöntemlerine başvurulması da yeterli bulut örtüsünün bulunmaması nedeniyle sekteye uğradı.




