Küresel ekonomide enflasyonla mücadele ve para politikası adımları yakından takip edilirken, Asya'nın en büyük ekonomilerinden Güney Kore'de merkez bankası sürpriz bir sıkılaşma kararına imza attı. Güney Kore Merkez Bankası (BOK), politika faizi olan yedi günlük repo oranını 25 baz puan artırarak yüzde 3 seviyesine yükseltti. Ocak 2023'ten bu yana uygulanan para politikasında temmuz ayındaki artışın ardından arka arkaya gelen bu ikinci sıkılaşma hamlesi, ülkedeki makroekonomik ısınmanın ve borçlanma risklerinin ulaştığı boyutu uluslararası piyasaların gündemine taşıdı.
Piyasa beklentilerinin aksine "önleyici" müdahale
BOK'un faiz artırımı kararı, finans piyasalarının genel beklentisiyle ters düştü. Sektör uzmanlarının büyük bir çoğunluğu (yüzde 79) faizlerin sabit bırakılacağını öngörürken, merkez bankası yönetimi güçlü ihracat ve toparlanan iç talep nedeniyle ekonominin beklenenden daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekti. Fiyat baskılarının ülke ekonomisinin geneline yayılmasını engellemek amacıyla önleyici bir adım atıldığını vurgulayan BOK, enflasyonun uzun bir süre daha yüzde 2'lik hedefin üzerinde kalacağı projeksiyonunu paylaştı.
Jeopolitik riskler ve büyüyen hanehalkı borcu
Güney Kore ekonomisini faiz artırımına zorlayan temel faktörlerin başında, küresel jeopolitik gerilimlerin tetiklediği enflasyon ve iç piyasadaki yüksek borçlanma oranları geliyor. Tüketici fiyat endeksi temmuz ayında aylar sonra yüzde 3'ün altına gerilese de, enflasyon üst üste 11 aydır resmi hedefin üzerinde seyretmeye devam ediyor. Merkez bankası yetkilileri, özellikle Orta Doğu'daki tansiyonun küresel enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde yarattığı enflasyonist baskının sürdüğünü ifade ediyor.
Öte yandan, faiz artırımının bir diğer önemli gerekçesi olan hanehalkı borçlarında tehlike çanları çalmaya devam ediyor. Borçlanmanın büyüme hızı kısmen yavaşlasa da toplam borç miktarı art arda beşinci ayında da yükseliş trendini korudu. Yalnızca temmuz ayı sonu itibarıyla hanehalkının mevduat bankalarına olan toplam borcunun yaklaşık 863 milyar dolara ulaşması, Güney Kore ekonomisindeki kırılganlık potansiyelini artıran başlıca makroekonomik risk unsuru olarak değerlendiriliyor.