İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı ve eski Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney dahil 1340'tan fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırıların ardından, krizin küresel güvenliğe etkileri derinleşiyor. İran parlamentosunun Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'ndan ayrılma ihtimalini tartışmaya başlaması uluslararası arenada yeni bir gerilim konusu yarattı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin nükleer silah üretme niyeti olmadığını ve kitle imha silahlarına karşı tutumunu koruduğunu vurgulasa da, antlaşmanın avantajlarından yararlanmalarının engellendiğini savunarak NPT'de kalmanın faydasını sorguladıklarını belirtti.
Sahadaki çatışmaların durdurulması için yürütülen diplomatik çabalar konusunda ise taraflardan çelişkili açıklamalar geliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Pakistanlı elçiler aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin ilerlediği ve kısa sürede bir anlaşmaya varılabileceği yönündeki ifadeleri Tahran tarafından reddedildi. Washington ile hiçbir doğrudan müzakere yürütmediklerini belirten Sözcü Bekayi, kendilerine iletilen barış tekliflerini "aşırı ve gerçekçi olmayan talepler" olarak nitelendirdi. İletişimin yalnızca arabulucular aracılığıyla aktarılan mesajlarla sınırlı kaldığını ifade eden Bekayi, Amerikan diplomasisinin inandırıcılığını sorguladı.
Sürece dahil olan bölge ülkelerinden Pakistan'ın Dışişleri Bakanı İshak Dar, ülkesinin arabuluculuk çabaları kapsamında ABD ve İran arasındaki görüşmelere ev sahipliği yapmaktan onur duyacağını açıklamıştı. Ancak İran tarafı, Pakistan'da düzenlenen bu tür bağımsız toplantılara katılmadıklarını bildirdi.
Bölgede şiddetlenen krizin etkileri ise sınırları aşmaya devam ediyor. ABD ve İsrail operasyonlarına karşılık olarak İran'ın İsrail, Ürdün, Irak ve Körfez ülkelerindeki ABD askeri unsurlarına düzenlediği insansız hava aracı ve füze saldırıları, küresel piyasaları ve uluslararası havacılık sektörünü olumsuz yönde etkilemeyi sürdürüyor.



