İran Sağlık, Tarım, Çevre ve Dışişleri bakanlıklarının ortak verileriyle hazırlanan rapora göre, 7 Mart gecesi İsrail savaş uçakları tarafından Tahran'ın Şahran, Rey ve Kuhak bölgelerinde bulunan petrol tesisleri hedef alındı. Yaklaşık 215 milyon litre yakıt kapasitesine sahip bu tesislerde çıkan devasa yangınlar, 13 milyon nüfuslu başkentin semalarını siyah dumanlarla kapladı ve çok sayıda sivilin yerinden edilmesine neden oldu.
Görülmemiş Boyutta Çevresel Tahribat
Saldırının ardından gökyüzünde 24 saat boyunca kalan yoğun duman tabakası, sıradan bir yangından ziyade, uzmanların "çok şiddetli bir endüstriyel kaza" olarak tanımladığı karmaşık bir toksik kimyasal karışımını içeriyordu. Saldırının hemen ertesi günü yağan asit yağmuru ölümcül kimyasalların toprağa ve su kaynaklarına karışmasına yol açtı. Raporda yer alan ön tahminlere göre atmosfere salınan kirleticiler şu şekilde:
Karbondioksit (CO2): İklim değişikliğini şiddetlendiren yaklaşık 517.000 ton sera gazı emisyonu gerçekleşti.
Partikül Madde (PM2.5 ve PM10): İnsanlarda kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıklarına yol açabilen 495 ton ince partikül yayıldı.
Uçucu Organik Bileşikler (TOC): Ciddi kanserojen risk barındıran yaklaşık 2189 ton aromatik bileşik atmosfere karıştı.
Azot ve Kükürt Oksitler: Astım gibi hastalıkları tetikleyen yaklaşık 792 ton azot oksit ve 16,5 ton kükürt oksit salınımı kaydedildi.
Uluslararası Uzmanlardan Halk Sağlığı Uyarısı
Saldırı sonrası ortaya çıkan tablo, uluslararası sağlık ve çevre uzmanlarını da alarma geçirdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, petrol tesislerine yönelik bu hasarın gıda, su ve havayı kirletme riski taşıdığını belirterek; özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar için oluşabilecek ciddi sağlık sonuçlarından derin endişe duyduğunu ifade etti. University College London'dan Prof. Eloise Marais kirliliğin şiddetini "çok şiddetli bir endüstriyel kaza" ile eşdeğer tutarken, Reading Üniversitesi'nden Dr. Akshay Deoras rafineri tesislerine yönelik bu saldırı sonucu oluşan kirlilik kompozisyonunun "kesinlikle benzeri görülmemiş" olduğunu vurguladı. İran Kızılayı ve Çevre Koruma Örgütü, vatandaşlara evlerinden çıkmamaları çağrısında bulunurken, başkent genelinde nefes darlığı ile göz ve boğaz tahrişi vakaları raporlandı.
Tarım Havzaları ve Gıda Güvenliği Risk Altında
Saldırının en uzun vadeli etkilerinden birinin gıda güvenliği üzerinde olması bekleniyor. Rapora göre, saldırıya uğrayan tesislerden sızan milyonlarca litre ağır hidrokarbon ve toksik petrol türevi, Tahran'ın başlıca tarım ve gıda tedarik merkezi olan Rey Ovası'nın topraklarına karıştı.
Uzmanlar, yeraltı su kaynaklarına kadar inen bu kirliliğin mevcut tarımsal ürünleri insan tüketimi için güvensiz hale getirdiğini belirtiyor. Kirli yeraltı sularının sulamada kullanılması, kirleticilerin bitkilere geçmesine ve besin zinciri yoluyla insanlara ve besi hayvanlarına ulaşmasına neden olan bir döngü yaratıyor. Bu bölgelerdeki toprakların temizlenmesinin on yıllar sürebileceği ve milyarlarca dolarlık maliyet yaratacağı öngörülüyor.
Kültürel Miras Asit Yağmurlarının Hedefinde
Toksik ve asidik yağmurlar, asırlık tarihi bir geçmişe sahip olan Tahran'ın kültürel dokusuna da onarılamaz zararlar veriyor. 250 hektardan geniş tarihi doku içinde yer alan 400'den fazla kültürel-tarihi anıt, ağır hidrokarbonlar içeren siyah yağmurlardan etkilendi. Tahran Kapalı Çarşısı, tarihi camiler ve Kaçar dönemi saraylarında kullanılan geleneksel tuğla, kireçtaşı ve mermer materyaller asit nedeniyle korozyon tehlikesiyle karşı karşıya. 150'den fazla müzenin havalandırma sistemlerinden içeri sızan gazlar ve partiküller, paha biçilmez tabloların, tekstil ürünlerinin ve kağıt eserlerin solmasına ve yıpranmasına yol açıyor. Firdevs, Negarestan ve Kasr Bahçesi gibi tarihi alanlardaki asırlık ağaçlar, değişen toprak pH'ı nedeniyle kuruma tehlikesi yaşıyor.
"Ekokırım" Suçlaması ve Hukuki Süreç
İran makamları tarafından hazırlanan rapor, sivil altyapıyı hedef alan bu eylemin uluslararası insancıl hukuk uyarınca "insanlığa karşı suç" ve "savaş suçu" teşkil ettiğini savunuyor. Saldırının, uluslararası hukuk kriterleri bağlamında bir çevre suçu olan "ekokırım" (ecocide) tanımına uyduğu belirtilirken, uluslararası topluma faillerin sorumlu tutulması ve tazminat süreçlerinin işletilmesi için acil eylem çağrısında bulunuluyor.