Ortadoğu'da bölgesel çatışmaları sona erdirmek amacıyla Washington ve Tahran arasında haziran ayında imzalanan mutabakat zaptının çökme noktasına gelmesi, yerini tarihin en sert ekonomik ve askeri restleşmelerinden birine bıraktı. ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a destek veren tüm ülkelere ve kurumlara yönelik "eşi görülmemiş bir ekonomik savaş ve izolasyon" başlatacağını duyurarak süreci bir "Ekonomik D-Günü" olarak nitelendirmesi, bölgedeki jeopolitik fay hatlarını yeniden hareketlendirdi. Trump'ın finansal kurumları ve hükümet organlarını hedef alan bu geniş çaplı tehdidine, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'den anında ve sert bir yanıt geldi. Erakçi, ABD'nin son 14 yılda denediği "felç edici yaptırımlar" ve "maksimum baskı" politikalarının tamamen iflas ettiğini hatırlatarak, Washington'un bu yeni ekonomik operasyonunun da geçmiştekiler gibi başarısızlığa mahkum olduğunu vurguladı.
Körfez'de askeri alarm ve "Hürmüz" gözdağı
İki başkent arasındaki gerilim sadece diplomatik ve ekonomik arenada değil, küresel enerji ticaretinin şahdamarı sayılan Körfez sularında da tehlikeli bir boyuta ulaştı. ABD'nin ekonomik baskı hamlesine paralel olarak İran ordusu, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi'nin doğusundaki stratejik deniz yollarında tam kontrol sağladığını ilan etti. İran Deniz Kuvvetleri Komutanı Şehram İrani, bölge dışı unsurların hareketlerini günün her saati kesintisiz izlediklerini ve silahlı kuvvetlerin yüksek alarm durumuna geçtiğini duyurdu. İrani'nin, denizde hasımlarına "tarihi ve unutulmaz bir ders" verecekleri yönündeki uyarısı, Washington'un ekonomik ablukasına karşı Tahran'ın askeri caydırıcılığı ön plana çıkardığının en net göstergesi oldu.
Uzmanlara göre yaptırımlar etkisiz kalabilir
Trump yönetiminin ilan ettiği yeni "ekonomik savaş" konsepti, uluslararası ilişkiler uzmanları ve jeopolitik analistler tarafından uygulanabilirliği açısından şüpheyle karşılanıyor. Analistler, ABD'nin uzun yıllardır sürdürdüğü katı yaptırım rejimi nedeniyle yabancı hükümetlerin ve küresel finans kuruluşlarının halihazırda İran ile ekonomik bağlarını asgari düzeye indirdiğine dikkat çekerek, bu yeni yaptırım dalgasının sahada yaratacağı ilave etkinin oldukça sınırlı kalacağını öngörüyor.
Öte yandan, 2018'de nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilen ABD'nin yıllar süren kısıtlamalarına rağmen İran'ın ekonomik temellerinin tamamen çökmediği; aksine Tahran'ın Irak, Pakistan, Orta Asya ülkeleri ve Rusya üzerinden yeni karayolu ticaret ağları kurarak Batı'nın ekonomik tecrit politikasını