Hindistan’da özel sağlık sektörünün son yıllarda sergilediği eşi benzeri görülmemiş büyüme ve milyarlarca dolarlık küresel yatırım akını, ülkedeki hastaların temel sağlık hizmetlerine erişiminde derin bir krizi beraberinde getiriyor. Özel hastane zincirlerinin halka arzlar ve uluslararası özel sermaye fonlarıyla devasa kaynaklar yarattığı bu süreçte, denetimsiz fiyatlandırma politikaları ve ticarileşme baskısı milyonlarca vatandaşı ağır borç yüküyle karşı karşıya bırakıyor.

Endonezya'da Maliye bakanı, asker kökenli bürokratla yaşadığı gerilimin ardından görevden alındı
Endonezya'da Maliye bakanı, asker kökenli bürokratla yaşadığı gerilimin ardından görevden alındı
İçeriği Görüntüle

Milyar dolarlık yatırımlar ve yükselen sektör

Dünya genelinden özel sermaye fonlarının ve küresel yatırımcıların odağında yer alan Hindistan sağlık sektörü, son yıllarda borsa arzları ve birleşme-satın alma işlemleriyle tarihi bir finansal büyüklüğe ulaştı. Yalnızca son iki yılda 50 milyar doları aşkın sermayenin aktığı sektörde, hastane zincirleri yatak kapasitelerini hızla artırırken tanı merkezleri de ülke geneline yayılıyor. Ancak yatırımların devasa boyutuna rağmen kamu ve özel sektör arasındaki hizmet bedeli uçurumu hızla büyüyor. Resmi değerlendirmeler, özel hastanelerdeki tedavi maliyetlerinin devlet kurumlarına kıyasla 5 ila 10 kat daha yüksek olduğunu, kanser ve organ yetmezliği gibi kritik hastalıklarda ise bu farkın daha da açıldığını ortaya koyuyor.

Kâr marjları ve ticarileşme tartışması

Hükümet bünyesinde hazırlanan son raporlar, özel klinikler ile hastanelerin kontrolsüz çoğalmasının ve standart eksikliğinin keyfi fiyatlandırmalara zemin hazırladığını gösteriyor. Gereksiz tanı testleri, aşırı faturalandırma ve tıbbi ekipmanlardaki yüksek kâr marjları, sağlık harcamalarını hane halkları için felaket düzeyinde bir mali yüke dönüştürüyor. Eyalet düzeyindeki denetimlerde serum setleri gibi temel tıbbi malzemelerin yüzde 2 bin 800'e varan kâr marjlarıyla satıldığının tespit edilmesi, medikal cihaz ve hizmet fiyatlandırmasındaki denetimsizlik iddialarını doğruluyor.

Tavan fiyat önerileri ve sektörün tepkisi

Derinleşen maliyet krizine karşı yetkililer; hastane oda tarifelerine tavan fiyat getirilmesi, temel tedavi ve tanı süreçlerinin fiyatlandırılmasının denetlenmesi ve hastane zincirlerindeki yabancı mülkiyet oranının sınırlandırılması gibi radikal önlemler öneriyor. Buna karşılık özel sağlık sektörü temsilcileri ve dev hastane zincirleri, sert fiyat kısıtlamalarının sektöre akan küresel sermayeyi ürküteceği uyarısında bulunıyor. Sektör yetkilileri, sağlık hizmetlerinin yüksek sermaye gerektirdiğini ve oda ücretlerinin otel fiyatlarıyla kıyaslanamayacak seviyede enfeksiyon kontrolü ile hasta güvenliği maliyeti barındırdığını savunarak, hükümetin tavan fiyat yerine vergi, arsa ve idari yükleri hafifletmeye odaklanması gerektiğini dile getiriyor.

Kamu harcamaları ve dengeli regülasyon ihtiyacı

Sağlık politikası uzmanları ise yabancı fonların baskısıyla şekillenen fiyatlandırma politikalarının düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekerken, ülke genelinde tek tip tavan fiyat yerine eyalet bazlı esnek modellerin uygulanmasını öneriyor. Hindistan'ın kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranının yüzde 1,4 seviyesinde kalması, vatandaşları pahalı özel tesislere mecbur bırakan temel etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde kapasite artırımı için yaklaşık 300 milyar dolarlık ilave yatırıma ihtiyaç duyan Hindistan'da politika yapıcılar, bir yandan küresel yatırımcı güvenini korumak diğer yandan ise halkın temel sağlık hizmetlerine erişilebilir fiyatlarla ulaşmasını sağlamak gibi hassas bir dengeyle karşı karşıya bulunuyor.