Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail'in İran'a yönelik düzenlediği saldırının ardından Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin durma noktasına gelmesi, küresel enerji piyasalarında ciddi bir sarsıntı yarattı. Dünya petrol arzının beşte birinin geçtiği bu kritik geçitteki aksamalar, Brent petrolün varil fiyatını 110 doların üzerine taşıdı. Bu tablo, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı konumundaki Çin'in enerji güvenliği açısından büyük bir risk oluştursa da Pekin yönetimi küresel dalgalanmayı diğer ülkelere kıyasla daha sakin karşılıyor.
Tükettiği petrolün yüzde 70'ini ithal eden ve bu tedariğin yaklaşık yarısını Hürmüz Boğazı üzerinden sağlayan Çin, krizin iç piyasaya yansımasını yavaşlatmak için devlet kontrolündeki yapısını devreye soktu. Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu, artan maliyetlerin bir kısmını devlete ait petrol şirketlerinin üstlenmesini sağlayarak 2013 yılından bu yana ilk kez perakende akaryakıt fiyatlarındaki artışa müdahale etti ve acil durum fiyat tavanı uygulamasını başlattı.
Acil durum müdahalelerinin ötesinde, Çin'in küresel enerji şoklarına karşı yıllardır sürdürdüğü yapısal hazırlıklar bu süreçte belirleyici rol oynuyor. Ülkenin yaklaşık 1,39 milyar varil seviyesindeki stratejik ve ticari petrol rezervi, 120 günlük ithalatı karşılayabilecek kapasitede. Ayrıca, petrol tedarikinde Rusya'nın en büyük kaynak haline gelmesi ve Orta Doğu'ya bağımlılığın Japonya veya Güney Kore gibi bölge ülkelerine kıyasla yüzde 45-50 bandında tutulması, Çin'in elini güçlendiriyor. Krizin merkezindeki İran'ın, Çin gemilerinin boğazdan geçişine koordinasyon çerçevesinde izin vermesi de tedarik zincirindeki kırılmayı hafifletiyor.
Enerji sepetindeki çeşitlendirme, Çin'in fosil yakıtlara olan genel bağımlılığını da yapısal olarak azaltıyor. Yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde fosil dışı kaynaklar kurulu gücün yüzde 55'ini oluştururken, elektrikli ve hibrit araçların yeni otomobil satışlarındaki payının yarıya ulaşması, Çin'in sadece Suudi Arabistan'dan yaptığı ithalata eşdeğer bir petrol talebini ortadan kaldırıyor. Küresel enerji krizi, taşımacılık ve lojistik sektörlerinde maliyet baskısı yaratsa da, hükümetin uzun vadeli stratejileri ve piyasa müdahaleleri sayesinde ülke genelinde enerji arzına yönelik bir panik havası yaşanmıyor.