Avrupa genelinde göç, entegrasyon ve kamu güvenliği eksenindeki tartışmaların giderek tırmandığı bir dönemde İtalya, eğitim sisteminde radikal bir politika değişikliğine gidiyor. Başbakan Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon hükümeti; okullarda öğrencilerin yüzlerini kapatmasını yasaklayan, yabancı öğrenci oranını belirli bir kotayla sınırlandıran ve göçmen velilere İtalyanca öğrenme zorunluluğu getiren kapsamlı yasa tasarısını onayladı. Avrupa'da aşırı sağın yükselişi ve artan mülteci akını karşısında toplumsal dinamiklerin yeniden şekillendiği bir döneme denk gelen ve Eylül 2027'de yürürlüğe girecek olan yasa, ülkenin entegrasyon modelini temelden değiştirmeyi hedefliyor.
Kimlik gizlemeye para cezası ve göçmenlere sınır
Uluslararası kamuoyunda geniş yankı bulan yeni düzenleme, okul faaliyetleri sırasında öğrencilerin yüzlerini tamamen veya kimlik tespitini engelleyecek şekilde kapatmasını kesin bir dille yasaklıyor ve kural ihlali durumunda 1.000 euroya kadar para cezası öngörüyor. Yasa metninde doğrudan dini kıyafetlere atıfta bulunulmasa da, Başbakan Meloni'nin İslami burka ve peçeyi hedef alarak kimsenin yüzünü gizlemeye zorlanamayacağı yönündeki ifadeleri, kararın siyasi zeminini netleştiriyor. Bununla birlikte düzenleme; İtalyan vatandaşı olmayan, ülkede doğmayan ve İtalyan eğitim sisteminde belirli bir süreyi tamamlamamış olan öğrencilerin ilkokul ile ortaöğretim birinci sınıflarındaki oranını yüzde 30 ile sınırlandırıyor. Özellikle ülkenin kuzeyinde yabancı öğrenci yoğunluğunun yüksek olduğu binlerce okulu etkilemesi beklenen bu kota sisteminin yanı sıra, İtalyancası yetersiz olan göçmen ebeveynlere ücretsiz A2 seviyesinde dil eğitimi alma zorunluluğu da getiriliyor.
Yaklaşan seçimler ve ideolojik rekabet baskısı
Göçmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerde öğrencilerin ikamet adreslerinden daha uzaktaki okullara nakledilmesi riskini barındıran bu radikal yasa, İtalya iç siyasetinde de derin bir çatlağa yol açtı. İktidarın eğitim üzerinden yürüttüğü bu hamle, sol eğilimli ana muhalefet Demokratik Parti ve Beş Yıldız Hareketi tarafından çocuklar üzerinden yürütülen ideolojik bir "cadı avı" olarak nitelendirilerek sert bir şekilde eleştiriliyor. Hükümetin attığı bu adım, 2027 genel seçimleri öncesinde göç politikalarında daha katı bir tutum benimseme stratejisi olarak okunurken; Başbakan Meloni'nin, hükümeti yeterince sağcı olmamakla suçlayan radikal hareketlerin baskısını hafifletmek ve iktidar tabanını konsolide etmek amacıyla bu tür yasal düzenlemeleri hızlandırdığı belirtiliyor.





