Rusya ve Japonya arasında on yıllardır çözülemeyen Kuril Adaları krizinde diplomatik tansiyon yeniden yükseldi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, her iki ülkenin de hak iddia ettiği ve Japonya'da "Kuzey Bölgeleri" olarak adlandırılan Güney Kuril Adaları'ndan Iturup'a gerçekleştirdiği ilk ziyaret, Tokyo yönetiminin sert tepkisine neden oldu. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin bu tarihi ziyareti şiddetle protesto etmesinin ardından, Moskova cephesinden karşı hamle gecikmedi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Japon liderliğine Rusya'yı hedef alan söylemleri bırakarak kendi iç sorunlarına odaklanmaları tavsiyesinde bulunarak diplomatik gerilimi yeni bir boyuta taşıdı.
Anayasal ihlal ve militarizm suçlaması
Lavrov'un açıklamaları, yalnızca bir diplomatik yanıt olmanın ötesinde Tokyo'nun son dönemdeki ulusal güvenlik politikalarına yönelik ağır eleştiriler barındırıyor. Japonya'yı, uluslararası hukuku kendisi ve en yakın müttefiki ABD'nin çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmeye çalışmakla suçlayan Lavrov, Tokyo'nun tarihi sorumluluklarından kaçtığını öne sürdü. Rus bakan, Japon yönetiminin nükleer karşıtı ilkelerini aşındırdığını ve anayasal sınırları aşarak denizaşırı askeri operasyonlar yürütme arayışına girdiğini belirterek, bu durumun bölgesel güvenlik açısından ciddi endişelere yol açtığını vurguladı. Lavrov, Japonya'nın bu saldırgan ve militarist gidişattan dikkatleri başka yöne çekmek amacıyla Rusya'ya yönelik asılsız saldırılara başvurduğunu savundu.
Diplomatik çağrı ve "hastalık" krizi
İki başkent arasındaki siyasi restleşme, büyükelçilikler düzeyindeki temaslara da yansıdı. Ziyaretin ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı, Japonya'nın Moskova Büyükelçisi Akira Muto'yu bakanlığa çağırdı. Ancak Büyükelçi Muto'nun sağlık sorunlarını gerekçe göstererek bu çağrıya ilk etapta icabet etmemesi, sürtüşmeyi daha da tırmandıran sembolik bir krize dönüştü. Lavrov'un sert açıklamalarının basına yansımasının hemen ardından, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova'nın Japon büyükelçinin "aniden iyileştiğini" ve bakanlığa geleceğini alaycı bir dille duyurması, krizin diplomatik teamülleri aşan boyutunu gözler önüne serdi.