Qiuci, eski Hindistan, Yunanistan-Roma, İran ve Han-Tang(618-907) dahil 4 kadim medeniyetin kesiştiği tek nokta; aynı zamanda, Çin ile Batı arasında İpek Yolu üzerinden gerçekleştirilen ulaşımın merkeziydi. M.Ö. üçüncü yüzyılda Budizm’in Qiuci’ye eriştiği söyleniyor. Bu nedenle Qiuci Krallığı’nda başlangıçta Budizm hakimdi. Üçüncü yüzyılda Budizm, Qiuci’de en dinamik dönemini yaşadı. Budizm’in doğuya yayılması sürecinde bölgeye dini mimari yapı, heykel ve duvar resmi sanatları da getirildi, ortaya çok sayıda taş mağaralar çıktı.

Ancak 11. yüzyılın sonlarında Karahan Krallığı’nın İslamiyet’e geçmesinden sonra Batı Bölgeleri’ndeki Budist krallıklara “cihad” savaşı başlatıldı, Budizm kültürü yıkıldı ve Qiuci de İslamiyet’e geçti. 11. yüzyılın sonlarında gerçekleşen İslamiyet’e geçişle, Qiuci artık bağımsız ya da yarı bağımsız bir iktidar olmadı.

Qiuci, İpek Yolu’nun kuzey güzergâhında kritik bir noktada yer aldığı için doğu ile batı arasındaki ticaretin köprüsü ve dünya medeniyetleri arasındaki etkileşime olanak sağlıyor, dolayısıyla dünyanın ekonomi ve kültür tarihinde önemli bir konuma sahiptir. Bugün bölgede halâ çok sayıda kültürel miras bulunuyor. Qiuci Taş Mağaraları, bu miraslardan bir örnektir.

Qiuci Taş Mağaraları

Qiuci, Çin tarihinde ünlü olan Batı Bölgeleri’ndeki krallıklardan biriydi. Han Hanedanı döneminde burası, Batı Bölgeleri’nde önemli bir konuma sahipti, Doğu ile Batı, Çin ile dünyanın buluştuğu noktalardan biriydi. Qiuci Taş Mağaraları, tarihi Qiuci bölgesinde keşfedilen taş mağaraların genel adıdır.

Bugün Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin Aksu ilindeki Kuçar kenti, Bay ilçesi, Toksu ilçesi gibi yerleri kapsayan eski Qiuci Krallığı’na ait 27 taş mağara topluluğu keşfedildi. 3. yüzyılda başlatılan mağara oyma çalışmaları 13. yüzyıla kadar sürdüğü tespit edildi. Budizm’in İpek Yolu üzerinden doğuya yayılmasına tanıklık eden önemli bir kalıntı olan Qiuci Taş Mağaraları, Afganistan’daki Bmyn Taş Mağaraları ile Xinjiang’ın doğu kesimindeki taş mağaralar arasında yer alıyor. Toplam 827 mağarada 10 metrekarelik duvar resmi ve çok sayıda çamur heykeller bulunuyor. Bu mağaralardan en ünlüsü Kızıl Taş Mağaraları, ilk dönemin duvar resimlerini barındırıyor, bu açıdan Bmyn’i geride bırakmıştır. Kızıl’daki en eski mağaralar dünyaca ünlü Mogao Taş Mağaraları’ndan en az 100 yıl daha eski.

Dünyaca ünlü "Grease" müzikali Zorlu PSM'de sahnelenmeye başladı
Dünyaca ünlü "Grease" müzikali Zorlu PSM'de sahnelenmeye başladı
İçeriği Görüntüle

Qiuci’de merkezinde stupa şeklinde bir taşıyıcı sütun olan mağaralar

Qiuci Taş Mağaraları, yerel geleneksel kültürün temelinde yabancı öğeleri de benimseyerek gelişti ve zamanla nispeten istikrarlı, yöre özelliklerini taşıyan taş mağara sanatı modeli oluştu. Qiuci, Budizm’i aktarmanın ve Hint Caitya tarzı mağara sanatını taklit etmenin yanı sıra, yöredeki kayaların yumuşak ve katlanır özelliğine göre kendi tarzındaki mağara sanatını geliştirdi. Merkezinde stupa şeklinde bir taşıyıcı sütun yer alan mağaralar, Budist anlayış ve doğal koşulların uyumunun ürünüdür ve Budizm sanat tarihine yönelik büyük bir katkıdır. Budizm’in Çin’e girişinin ilk durağı olan Qiuci’deki mağaralar, Doğu Asya mağara sanatının öncüsüdür. Bu konuda değerlendirmelerde bulunan Beijing Üniversitesi’nden Prof. Su Bai, Qiuci’yi Çin’de Budizm kültürünün beşiği olarak nitelendirdi.

Qiuci’deki mağaralar, sanatsal bakımdan Hindistan, Orta Asya ve Merkezi Ovalar’daki tarzları birleştirdi ve konuları daha da zenginleştirdi. Varlıklar arasındaki sebep-sonuç ilişkisi ve Sakyamuni’nin Buda olduğu dönemde Budizm’i pratik etmesi gibi hikâyeleri konu alan duvar resimleri, Qiuci Taş Mağaraları’na “Hikâyelerin Denizi” ünvanını kazandırdı.

Qiuci Taş Mağaraları’ndaki önemli bir konuma sahip olan heykeller, tarihte dinler arası geçişten dolayı ciddi tahrip edilmiştir. Bugüne kadar korunan bazı heykel parçalarında Hindistan’ın Gandhara ve Mathura sanatlarının izlerini görmek mümkün. Ayrıca, Qiuci’deki heykel sanatı gelişme sürecinde bölge ve yerel halkın estetik yargısını benimsedi ve Qiuci tarzı oluştu. Kızıl Mağaraları’ndan birinde keşfedilen, Sakyamuni’nin nirvanaya erişmesini anlatan çömlek gövdesi üzerine renkli boyalı Buda heykeli, Xinjiang’a ait tek parçadır.

Qiuci mağaralarında Brahmi, Çince, Uygur, Türkçe ve Çağatay dili dahil çeşitli dillerden yazılar keşfedildi. Brahmi ile yazılan büyük miktardaki tarih bilgisi, mağaraların araştırılması için yeni sayfalar açtı. Çince yazıları ve Han ile Tang hanedanlarına ait para ve diğer tarihi eserler ise Merkezi Ovalar ile Qiuci arasındaki ilişkilerin araştırılması için önemli malzemeler sağladı ve Xinjiang’daki çeşitli etnik gruplar erken zamanlardan beri iç kesimdeki halkla yoğun temaslarda olduğunu ispatladı. Kısacası, Qiuci Taş Mağaraları, dünya kültür miraslarının önemli bir bölümüdür.

Ancak, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Rusya, Japonya, Almanya, İngiltere ve Fransa’dan sözde kaşifler Qiuci’de araştırma ve kazı yaptı. Özellikle Alman kaşif Albert von Le Coq, çok sayıda duvar resmi söküp ülkesine götürdü. Bugün bu resimler Berlin’deki Hindistan Sanat Müzesi’nde saklanıyor.

Kızıl Taş Mağaraları’nın temsil ettiği Qiuci kültür mirasları, kadim İpek Yolu üzerine yapılan medeniyetler arası temasların bir meyvesidir. Burası, 1961 yılında ilk grup ulusal düzeydeki koruma birimi listesine yazıldı. 2014 yılında ise “İpek Yolu: Chang’an-Tianshan Koridorları Ağı”ndaki bir nokta olarak Dünya Mirasları Listesi’ne dahil edildi.

Kızıl Taş Mağaraları ve başrolü hayvan olan hikâyeler

Qiuci Taş Mağaraları arasında bugün sadece Kızıl Taş Mağaraları ziyarete açıktır.

Kızıl Bin Buda Mağarası adıyla da bilinen Kızıl Taş Mağaraları 3 kilometre uzunluğundaki bir şeritte yer alıyor. Mağaraların bir kısmı Budist rahiplerin konak yerleri veya mutfak, diğer kısmı ise tapma salonları olarak kullanılıyor. Bu mağaralar bir çeşit düzene göre diziliyor ve farklı üniteler oluşturuyor. Her ünitenin bir Budist tapınak olduğu savunuluyor. Tapınaklar yan yana ve rahiplerin omuz omuz olduğu manzarasını düşünmek bile, insanı hayrete düşürüyor.

Kızıl’daki mevcut 349 mağarada duvar resimlerinin toplam yüzölçümü 4 bin metrekareye yakındır.

17. mağarada bulunan bir duvar resminin adı “Su hayaletiyle mücadele eden akıllı Kral Maymun”. Burada Kral Maymun küçük maymunlara su kamışının sapıyla pipet yapmayı ve bununla su içmeyi öğretiyor. Böylece küçük maymunların havuza girdikten sonra su hayaleti tarafından yenmesini önlemiş oluyor.

17. mağara ise hikâyeli resimlerin şampiyonu adıyla biliniyor. Ana salonun tavanında varlıklar arasındaki nedenselliği açıklayan 38 hikâye resmi bulunuyor. Ayrıca, Budizm inanışlarına göre merkezi Xumishan olan uzay, cennetteki müzik, müzisyen ve dansçılar, gökte uçan periler ve bağışçılar da duvar resimlerinde yer alıyor. Tarımsal ekim, avcılık, ticari temas bile resimlerin konuları kapsamına girdi.

38. mağaradaki bir resimde cennetteki müzik ve müzisyenler çizildiği için, “müzisyenlerin koro salonu” olarak adlandırılıyor.

Kızıl’daki duvar resimlerinden zamanın Kızıl bölgesindeki günlük hayat da anlaşılabiliyor.

Yazar: Sevgi Cao

Kaynak:CMG