Yapay zeka teknolojilerinin küresel ölçekte yarattığı altyapı yarışı, teknoloji devleri ile yerel halkı karşı karşıya getiren devasa bir enerji ve çevre krizine dönüşüyor. ABD'de yapay zeka altyapı harcamalarının önümüzdeki yıllarda 10 trilyon doları aşması ve ülke ekonomisinin önemli bir payını oluşturması beklenirken; devasa veri merkezlerinin yüksek su kullanımı, enerji fiyatlarındaki artış ve çevresel etkileri ülke genelinde geniş çaplı bir toplumsal direnç yaratıyor. ABD genelinde binin üzerinde yerel topluluğun kısıtlama ve imar engelleri talep etmesi üzerine devreye giren ABD Başkanı Donald Trump, teknoloji şirketlerinin faaliyet gösterdikleri bölgelerdeki halk nezdinde kabul görmesi için yerel topluluklara bir tür "temettü" ödemesi ve kendi elektriklerini üreterek fazlasını şebekeye devretmesi gerektiğini savundu.

Çin'den güneş enerjisinde çığır açan buluş
Çin'den güneş enerjisinde çığır açan buluş
İçeriği Görüntüle

Halk tepkisini aşmak için "Toplum Yarar Anlaşmaları" devrede

Yükselen toplumsal muhalefet ve ertelenen milyarlarca dolarlık projeler, teknoloji devlerini ve eyalet yönetimlerini yerel halkla mali mutabakatlar yapmaya zorluyor. Teksas'ta Meta'nın 14 milyar dolarlık dev veri merkezi projesinin halk tepkisi nedeniyle rafa kaldırılma noktasına gelmesi üzerine, şirketin altyapı maliyetlerini üstlenmesini ve su geri dönüşümünü taahhüt etmesini içeren özel bir güvence paketi devreye sokuldu. Benzer şekilde Pensilvanya ve Kansas gibi eyaletlerde de şirketler, bölge sakinlerine doğrudan vergi kredisi sunma veya milyonlarca dolarlık yerel kalkınma fonları aktarma sözü içeren "Toplum Yarar Anlaşmaları" imzalayarak projeler için kamu oyu onayını almaya çalışıyor.

Avrupa'da katı kurallar ve atık ısı zorunluluğu

Veri merkezlerinin yarattığı kaynak krizi yalnızca Amerika kıtasıyla sınırlı kalmayıp Avrupa'da da yeni yasal düzenlemeleri beraberinde getiriyor. Avrupa'nın en büyük veri merkezi kümelenmelerinden birine sahip olan İrlanda'da tesislerin şebekeye enerji aktarımı yapması yasal zorunluluk haline getirilirken, teknoloji devleri yerel halkın kaygılarını gidermek adına "topluluklara nakit" ödeme modellerini gündeme alıyor. Almanya'da ise Google gibi devlerin yatırımlarında katı karşılıklılık şartları uygulanıyor; şirketlerin veri merkezlerinden çıkan atık ısıyı kent şebekesine vererek halkın enerji faturalarını düşürmesi ön koşul olarak aranıyor. Küresel yapay zeka yarışının sürdürülebilirliği, teknoloji şirketlerinin bu çevresel ve sosyal maliyetleri ne ölçüde üstleneceğine bağlı olarak şekilleniyor.