ABD ile İran arasında ağustos ayının sonundan bu yana devam eden karşılıklı askeri saldırılar, Orta Doğu'da topyekûn bir bölgesel savaş endişesini kritik bir seviyeye taşıdı. İran Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, ABD ordusunun askeri hedeflere yönelik başlattığı bombardımanlarda bugüne kadar en az 18 kişi hayatını kaybetti, 142 kişi ise yaralandı. Yaşamını yitirenler arasında üçü pilot olmak üzere altı İran Donanması personelinin de bulunması, çatışmaların askeri boyutunun şiddetini gözler önüne seriyor. ABD'nin hava harekatlarına karşılık veren Tahran yönetimi, operasyonların sınırlarını genişleterek Ürdün, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak'ın kuzeyindeki Amerikan askeri üslerini hedef alan çok cepheli bir misilleme gerçekleştirdi.
Düğün törenine saldırı ve Washington'un tutumu
Sahadaki askeri tırmanış, sivil kayıp iddialarıyla diplomatik bir krize dönüşmüş durumda. İranlı yetkililer, ülkenin güneyindeki Amerikan bombardımanında bir sivil yerleşimin ve düğün töreninin hedef alındığını, olayda en az dört sivilin yaşamını yitirdiğini açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı bu olayı ABD'nin "yenilgisini gizlemeye yönelik çaresiz bir girişimi" olarak nitelendirirken, Beyaz Saray cephesinden konuya ilişkin resmi bir değerlendirme geldi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, sivil can kayıplarına ilişkin iddiaların soruşturulduğunu belirterek, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik saldırılar durana kadar Tahran ile hiçbir müzakere masasına oturmayacaklarını vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump ise ordunun her an yeni ve daha şiddetli bir saldırı dalgası başlatmaya hazır olduğu tehdidini yineledi.
Tel Aviv'den açık tehdit: "Rejimi devirmek merkezî hedef"
ABD ve İran arasındaki sıcak çatışmalar sürerken, bölgesel denklemin bir diğer kilit aktörü olan İsrail'den tansiyonu benzeri görülmemiş bir boyuta taşıyan açıklamalar geldi. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İran'dan gelebilecek olası bir saldırıya karşı, ülkenin enerji tesisleri de dahil olmak üzere tüm altyapısını yok edecekleri uyarısında bulundu. Çatışmanın siyasi hedeflerine ilişkin en çarpıcı çıkış ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan geldi. Netanyahu, ordu genelkurmay kademesiyle yaptığı görüşmede, İran hükümetini devirmenin artık Tel Aviv için "ulaşılabilir ve merkezî bir hedef" haline geldiğini ilan ederek, mevcut askeri gerilimi doğrudan bir rejim değişikliği vizyonuna taşıdıklarını uluslararası kamuoyuna duyurdu.




