Orta Doğu'daki gerilim, bu kez İsrail ile Batılı müttefiklerinden İngiltere arasında patlak veren diplomatik ve ticari yaptırım savaşıyla yeni bir cepheye taşındı. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband'ın, Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin ülkeye girişini yasaklayacaklarını duyurmasının ardından Tel Aviv yönetiminden eşine az rastlanır sertlikte bir karşılık geldi. İsrail hükümeti, Londra'nın bu ekonomik baskı hamlesine karşı, bölgedeki İngiliz diplomatik ve güvenlik misyonlarını fiilen felç edecek bir dizi misilleme paketini devreye soktu.
İngiliz misyonlarına ağır kısıtlamalar
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar tarafından detayları paylaşılan karşı yaptırımlar, İngiltere'nin Filistin topraklarındaki kurumsal varlığını doğrudan hedef alıyor. Alınan kararlar kapsamında, İngiltere'nin en önemli diplomatik temsilciliklerinden biri olan Kudüs Konsolosluğu'nun faaliyetlerine son verilecek. Diplomatik izolasyon adımları çerçevesinde ayrıca, ABD öncülüğünde faaliyet gösteren Uluslararası Gazze Destek Merkezi'ndeki İngiliz temsilciler görevden uzaklaştırılacak. Tel Aviv yönetimi, Londra'nın Ramallah'ta Filistin güvenlik güçlerine yönelik yürüttüğü eğitim faaliyetlerini de tamamen durdurma kararı alırken, belirlenen 12 İngiliz yetkiliye de İsrail'e giriş yasağı getirdi.
Uluslararası topluma yaptırım uyarısı
İsrail yönetimi, yaşanılan bu krizde İngiltere'yi küresel çapta bir ticari kısıtlama dalgasını başlatan ve diğer ülkeleri perde arkasından yönlendiren ana aktör olmakla suçluyor. Londra'ya yönelik bu ağır yaptırım paketinin, sadece ikili ilişkileri kesintiye uğratmayı değil, aynı zamanda uluslararası toplumun İsrail politikalarına yönelik genel tutumunu caydırmayı amaçladığı belirtiliyor. İsrail Dışişleri Bakanı Saar, mevcut gelişmelere bağlı olarak Tel Aviv'e yönelik benzer yaptırım kararı almayı planlayan diğer ülkelere de açık bir mesaj vererek, aynı sertlikte misilleme tedbirlerini uygulamaktan çekinmeyecekleri uyarısında bulundu.




