Küresel enerji sevkiyatının kalbi konumundaki Orta Doğu, petrol krizini derinleştirecek eş zamanlı saldırılara sahne oluyor. Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO), Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari bir geminin füzeyle vurulduğunu ve mürettebatın tahliye edildiğini duyururken, bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Suudi Arabistan'dan kritik bir hamle geldi. Riyad yönetimi, Irak kaynaklı olduğu belirtilen bir insansız hava aracı saldırısının ardından, Doğu-Batı (East-West) petrol boru hattını tedbir amacıyla geçici olarak kapattı. Hürmüz Boğazı'ndaki riskler nedeniyle son aylarda Orta Doğu petrolünün ana çıkış rotası haline gelen ve küresel arzın yaklaşık yüzde 5'ini tek başına taşıyan bu alternatif hattın devreden çıkması, küresel enerji piyasalarında şok etkisi yarattı. ABD Başkanı Donald Trump boru hattı saldırılarından İran'ı sorumlu tutarken, arz endişelerinin artmasıyla Brent petrolün varil fiyatı 100 dolar barajını aştı.

Kızıldeniz'de artan Husi tehdidi ve ABD'nin ikilemi

Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığa ek olarak, Kızıldeniz-Babülmendep hattındaki askeri tırmanış da küresel ticareti dar boğaza sürüklüyor. Yemen'deki Husi güçlerinin, Kızıldeniz'in güney girişindeki stratejik Perim Adası'nı ele geçirmesi, Tahran destekli grupların bölgedeki ana nakliye koridorları üzerindeki baskısını artırdı. Yaşanan bu eş zamanlı krizler üzerine Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın ABD Başkanı Trump'tan doğrudan askeri destek talep ettiği, ancak Washington'un doğrudan müdahale yerine şimdilik yalnızca istihbarat desteği sağlamayı teklif ettiği bildirildi. Bölgede artan tansiyon, Husilerin Suudi Arabistan topraklarına yönelik saldırıları ve Husilerin Washington'a "çatışmaya doğrudan müdahil olmama" çağrısıyla daha da karmaşık bir jeopolitik denkleme dönüşüyor.

Diplomatik çıkmaz ve Tahran'ın boğaz talepleri

Körfez'de tırmanan ABD-İran gerilimi küresel ticareti vuruyor
Körfez'de tırmanan ABD-İran gerilimi küresel ticareti vuruyor
İçeriği Görüntüle

Sahadaki askeri tırmanış sürerken, krizi çözmeye yönelik diplomatik girişimler ağır şartlar nedeniyle tıkanmış durumda. Körfez ülkeleri ve İranlı yetkililerin Umman'ın arabuluculuğunda Hürmüz Boğazı'nın geleceğini görüşmek üzere bir araya gelmesi planlansa da, Tahran yönetimi Washington ile kısa vadeli bir uzlaşma ihtimalini masadan kaldırıyor. İranlı diplomatik kaynaklar, ABD'nin kendilerine sundukları şartları bütünüyle kabul etmemesi halinde boğazın ticari geçişlere açılmayacağını vurguluyor. Tahran'ın stratejik su yolu üzerindeki kontrolünün resmen tanınarak geçiş yapan ticari gemilerden ücret alınması yönündeki talepleri ise Washington tarafından kesin bir dille reddediliyor. Tarafların katı tutumlarını sürdürmesi, küresel enerji güvenliğini tehdit eden bu geniş çaplı krizin kalıcı çözümünü zorlaştırıyor.