Yedinci ayına giren ABD-İran savaşı, Hürmüz Boğazı'nda yoğunlaşan karşılıklı saldırılarla küresel enerji piyasalarında deprem etkisi yaratmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, tırmanan krizin 3 Kasım'da yapılacak ara seçimlerin hemen ardından biteceğini öne sürerek, Tahran'ın Washington'un ekonomik ablukasına daha fazla dayanamayacağını savundu. Ancak Trump'ın bu iyimser tablosu, sahada yaşanan sert çatışmalarla ve ekonomik verilerle çelişiyor. Bölgedeki askeri gerilimin uluslararası ticareti felce uğratmasıyla, küresel gösterge niteliğindeki Brent petrolün varil fiyatı temmuz ayından bu yana ilk kez 100 dolar barajını aşarken, kritik su yolundaki ticari gemi trafiği durma noktasına geldi.

Washington'da çatlak sesler ve seçim baskısı

Trump'ın savaşın kısa sürede biteceğine ve barış masasının kurulmasıyla petrol fiyatlarının hızla düşeceğine dair öngörüleri, kendi kabinesindeki üst düzey isimler tarafından tam olarak paylaşılmıyor. ABD basınına yansıyan bilgilere göre, Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio gibi kilit isimler, Tahran'ın direncini koruyabileceği ve çatışmaların Trump'ın görev süresinin sonu olan Ocak 2029'a kadar uzayabileceği konusunda kapalı kapılar ardında uyarılarda bulundu. Yaşam maliyetlerindeki artış ve savaşın giderek uzaması, yaklaşan ara seçimleri Başkan Trump için oldukça zorlu bir siyasi teste dönüştürüyor.

Hürmüz Boğazı'nda askeri gerilim ve sevkiyat krizi tırmanıyor
Hürmüz Boğazı'nda askeri gerilim ve sevkiyat krizi tırmanıyor
İçeriği Görüntüle

Hürmüz Boğazı'nda askeri tırmanış ve tanker savaşları

Siyasi cephedeki bu tartışmalar, Hürmüz Boğazı'nda hızla kontrolden çıkan askeri tırmanışın gölgesinde yürütülüyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Amerikan savaş gemilerine yönelik saldırılara karşılık olarak beş İran petrol tankerini imha ettiğini açıklarken; İran Devrim Muhafızları Ordusu iki Amerikan savaş gemisi ile sekiz petrol tankerini hedef aldıklarını duyurdu. Washington cephesi savaş gemilerinin vurulduğu iddialarını reddetse de, bu sıcak çatışma ortamı deniz taşımacılığını doğrudan vurdu. Küresel veri izleme şirketlerinin raporlarına göre, boğazdan geçen günlük ticari gemi sayısı tek haneli rakamlara kadar geriledi.

Tahran'dan barış şartları ve yeni yaptırım bölgesi

Askeri gerilimi diplomatik ve jeopolitik taleplerle genişleten İran cephesi ise geri adım atmayacağının sinyallerini veriyor. İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, olası yeni saldırılara karşı çok daha geniş çaplı misilleme yapacakları uyarısında bulundu. Tahran yönetimi, krizin sona ermesi için stratejik ön koşullar öne sürüyor. Bu şartlar arasında; İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi, Yemen'deki ablukanın kaldırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve nükleer ile füze programlarına yönelik baskıların son bulması yer alıyor. Dahası, krizi yeni bir boyuta taşıyan Tahran yönetimi, bölgede seyrüsefer yapan gemilerin denizcilik hizmetleri ve sigorta konusunda kısıtlamalarla karşılaşacağı yeni bir "denizcilik yaptırım bölgesi" kuracağını ilan ederek küresel ticarete yönelik baskıyı artırdı.