ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı ekseninde patlak veren kriz, karşılıklı ve geniş çaplı askeri harekatlarla tüm Orta Doğu'ya yayılma sinyalleri veriyor. Washington'un İran içindeki askeri hedeflere yönelik ağır bombardımanına Tahran yönetimi; Ürdün, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak'ın kuzeyindeki Amerikan askeri unsurlarını hedef alan çok cepheli bir misillemeyle karşılık verdi. Çatışmaların ardından Beyaz Saray'da açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı çevresinde inşa etmeye çalıştığı yeni askeri altyapıyı tamamen yok ettiklerini savunarak, ordunun istenildiği an yeni bir saldırı dalgası başlatmaya hazır olduğunu ilan etti.
Sivil katliam suçlamaları ve diplomatik seferberlik
Sahadaki askeri şiddet artarken, Tahran yönetimi ABD'yi doğrudan sivil altyapıyı ve halkı hedef almakla suçluyor. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıların limanlar ve iletişim tesislerinin yanı sıra güneydeki bir düğün törenine isabet ettiğini, olayda aralarında sivillerin bulunduğu en az dört kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. İddiaları incelediğini belirten ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise ordunun sivilleri asla kasıtlı olarak hedef almadığını savundu. Yaşanan bu sivil kayıp tartışmaları ve tırmanan şiddet sarmalı, Birleşmiş Milletler'i (BM) de harekete geçirdi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, uluslararası insancıl hukuk kurallarının ihlal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunarak tarafları acil ateşkese ve diyaloğa çağırdı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ise bölge ülkelerine hava sahalarını ABD'ye kapatma çağrısı yaparken, İran ordu yetkilileri ABD'nin devasa askeri teçhizat yığınağına rağmen hedeflerine ulaşamadığını ve Amerikan askeri üstünlüğü algısının sarsıldığını iddia etti.
Hürmüz Boğazı'nda deniz ablukası ve Trump'ın "isim" çıkışı
Çatışmanın merkez üssü konumundaki stratejik Hürmüz Boğazı, fiili bir deniz ablukası altında. CENTCOM'un verilerine göre ABD güçleri, İran'a yönelik deniz ablukası operasyonları kapsamında bölgeden geçen 86 ticari geminin rotasını değiştirmeye zorladı, üç gemiyi devre dışı bıraktı ve iki gemiye müdahale ederek denetim gerçekleştirdi. Küresel enerji sevkiyatını felç etme potansiyeli taşıyan bu ablukanın ortasında, Başkan Trump'ın boğazın statüsüne yönelik sıra dışı açıklamaları da dikkat çekti. Kısa süre önce Kanada ile yaşanan ticaret gerilimi sırasında Ontario Gölü'nün adını bir kararnameyle "Amerika Gölü" olarak değiştiren Trump, sosyal medya üzerinden ABD kontrolündeki Hürmüz Boğazı'nın ismini de "Trump Boğazı" olarak değiştirmeyi önerdi. Gelen tepkiler üzerine bu fikrin sadece "ortaya atılmış bir düşünce" olduğunu belirten Trump'ın söylemleri, sıcak askeri krizin ortasında Amerikan yönetiminin dış politika üslubuna dair yeni tartışmaları beraberinde getirdi.





